Televizyon ekranlarında izlediğimiz kurgu sahneler, bazen gerçek iş dünyasının en sert stratejilerinden birine ayna tutabiliyor. Son dönemde popüler olan Kızılcık Şerbeti dizisindeki Yudum karakterinin Asil’i manipüle etme biçimi, aslında dijital çağın modern pazarlama ve algı yönetimi taktiklerinden birini net bir şekilde özetliyor.

Peki, bir dizi karakterinin kendi kendini sosyal medyada linçletmesiyle, milyar dolarlık girişimlerin stratejileri arasında nasıl bir bağ var?

Linç Kültürü: Yeni Nesil Bir “Can Suyu” mu?

Dizide Yudum, Twitter’da linçlenmek için biriyle anlaşıyor. Neden mi? Çünkü biliyor ki doğru yönetilen bir mağduriyet, beraberinde devasa bir etkileşim ve “haklılık” algısı getirir. Bu durum sadece senaryolarda kalmıyor; bugün Türkiye’de ve dünyada “bol yatırımla şişirilmiş” pek çok girişimin temel stratejisi haline gelmiş durumda.

Sabah akşam karşımıza çıkan, milliyetçilik söylemleriyle kitleleri konsolide eden ancak arka planda yavaş yavaş yurt dışına yerleşen bazı “gurur kaynaklarımız”, bu algoritmayı çok iyi kullanıyor.

Algı Manipülasyonu Nasıl İşliyor?

Sistem aslında oldukça basit ama bir o kadar da etik dışı işliyor:

  1. İçerik Üretimi: YouTube veya benzeri platformlarda bir içerik yayınlanıyor.

  2. Yapay Tepki: Bu içeriğin içinden cımbızlanan bölümlerle, Twitter’da (X) kendi kendilerine hakaret ettiriyorlar veya yapay bir tartışma başlatıyorlar.

  3. Mağduriyet İle Taçlandırma: Bu hakaretleri alıntılayıp; “Biz çok başarılıyız, bizi çekemiyorlar, meyve veren ağaç taşlanır” diyerek bir algı operasyonu başlatıyorlar.

Sonuç? On binlerce destek mesajı, artan takipçi sayısı ve “başarılı ama engellenen girişimci” imajı.

“Fake It Till You Make It”: Gerçekleşene Kadar Yalan Söyle!

Girişimcilik dünyasında sıkça duyduğumuz bir tabir vardır: “Fake it till you make it.” Yani; yapana kadar taklit et, gerçekleşene kadar öyleymiş gibi davran.

Birçoğumuzun vicdanen, ahlaken veya inançları gereği yapamayacağı bu yöntem, ne yazık ki bazıları için başarının kestirme yolu olarak görülüyor. Mağdur edebiyatı, bu stratejinin can suyu haline gelmiş durumda. Gerçek bir başarı hikayesi inşa etmek yerine, başarısızlıkları veya eksiklikleri “linç ediliyoruz” kalkanının arkasına saklamak çok daha kolay geliyor.

Sonuç: Samimiyet mi, Manipülasyon mu?

Dijital dünyada gördüğümüz her parıltılı hikaye, her “haksızlığa uğradım” feryadı göründüğü kadar masum olmayabilir. Bir girişimci için en büyük sermaye güvendir. Linç kültürünü bir basamak olarak kullanmak kısa vadede getiri sağlasa da, uzun vadede markanın ruhunu zedeler.

Girişimyeri topluluğu olarak bizler, “taklit ederek” veya “mağduriyet yaratarak” değil; üreterek ve değer katarak büyümenin peşinde olmalıyız. Çünkü hakikat, eninde sonunda algı balonlarını patlatır.

Kızılcık Şerbeti’ndeki Yudum’un taktiği ekranda işe yarayabilir, ancak gerçek bir girişimcinin en güçlü silahı dürüstlüğüdür.