İş hayatında, özellikle de yıllarını üreterek, sistemler kurarak ve tek başına koca operasyonları sırtlayarak geçirmiş bağımsız bir profesyonelseniz, muhtemelen şu senaryoyu defalarca yaşamışsınızdır:
LinkedIn’den bir mesaj gelir, bir iş başvurusuna beklenmedik bir ilgi gösterilir ya da araya ortak tanıdıklar girer. Cümle genelde çok masum ve hevesli başlar:
“Sezgin Bey, profiliniz çok dikkatimizi çekti, bir kahve içelim / kısa bir online toplantı yapalım, sizinle mutlaka tanışmak istiyoruz.”
Siz masaya profesyonel bir niyetle oturursunuz. Ortada ya bir proje ortaklığı, ya somut bir iş teklifi ya da karşılıklı değer üretecek bir danışmanlık zemini olduğunu varsayarsınız. Karşı taraf merakla sorular sorar; sektörün durumunu, mimari kararları, iş modellerini, pazardaki açıkları ve sizin tecrübelerinizi dinler. Siz de iyi niyetle, birikiminizden doneler sunarsınız.
Toplantı biter. Aradan günler, haftalar geçer. Ortada ne bir teklif vardır ne de bir yol haritası. Zorlayıp bir geri dönüş istediğinizde ise aldığınız yanıt kurumsal bir yüzsüzlük şaheseridir:
“Biz aslında sadece sizinle tanışmak istemiştik.”
Peki, profesyonel hayatın nezaket kılıfına sokulan bu “tanışma merakı” gerçekte nedir? Literatür ve kurumsal psikoloji bu duruma ne ad veriyor?
1. “Pick Your Brain” Sendromu: Bedava Beyin Avcılığı
İş dünyasındaki en sinsi istismar biçimlerinden biri “Pick Your Brain” yani Türkçesiyle fikir sömürüsüdür.
Normal şartlarda binlerce liralık danışmanlık bütçesi ayırması gereken şirketler veya yöneticiler, “bir kahve içip sohbet edelim” kisvesi altında sektörün en tecrübeli isimlerinin beynini bedavaya yağmalar. Siz masada potansiyel bir iş birliği heyecanıyla konuşurken, onlar aslında kendi iç projelerindeki tıkalı noktaları çözer, yol haritalarını sizin anlattıklarınızla günceller. Görüşme bittiğinde istedikleri istihbaratı almışlardır; size geri dönmelerine gerek kalmaz.
2. Kurumsal Röntgencilik ve Anomali Merakı
Bu durumun arkasındaki en rahatsız edici psikolojik dinamik ise “morbid merak”tır.
Kurumsal çarkların içinde, dar unvanların ve şablonların arasına sıkışmış ortalama bir zihin için; sıfırdan onlarca platform geliştirmiş, tek başına bir yazılım ajansı gibi çalışan, bağımsız ve aşırı donanımlı bir profil tam bir “anomalidir”.
Bu tip toplantıları bazen sadece şu dedikodu açlığını doyurmak için yaparlar:
“Bu kadar donanımlı bir adam neden bizim gibi standart bir ofiste maaşlı oturmuyor? Bir kusuru mu var? Yoksa bizimle dalga mı geçiyor?”
Sizi bir ortak veya çalışan olarak değil; adeta bir müzede sergilenen sıra dışı bir parçayı izler gibi, meraklarını gidermek için izlerler. Bu, kurumsal kravat takmış bir röntgencilikten ve ergenlik seviyesindeki bir meraktan başka bir şey değildir.
3. “Overqualified” Korkusu ve Tehdit Algısı
Bazen de niyet işe alım gibi başlar ancak masaya oturduklarında duvara toslarlar. Mülakatı yapan ekip ya da yönetici, adayın tecrübesinin ve vizyonunun kendi kapasitelerinin fersah fersah üzerinde olduğunu fark eder.
Burada iki refleks devreye girer:
-
Tehdit algısı: Kendi koltuğunu korumak isteyen yönetici, bu kadar yetkin bir profilin mevcut yapıyı sarsacağını ve kendini gölgede bırakacağını anlar.
-
Bütçe ve vizyon yetersizliği: Şirket, masadaki birikimi ne yönetecek bir vizyona ne de hakkını verecek bir bütçeye sahiptir.
Sonuç yine aynı kaçış cümlesine bağlanır: “Çok etkilendik, vizyonunuza hayran kaldık, biz sadece tanışmak istemiştik.”
Gündemsiz Merakı Kapıda Bırakmak
Tecrübenin, bilginin ve zamanın bu kadar ucuz bir meraka meze edilmesine izin vermemek gerekir. Profesyonel sınırları korumanın ve bu sömürü döngüsünü kırmanın yolu basittir:
-
Net Gündem Filtresi: “Tanışalım” davetlerine nezaketle ama keskin bir filtre koyun:
“Davetiniz için teşekkürler. Zamanı verimli kullanmak adına; toplantımızın gündemi somut bir proje/danışmanlık ihtiyacı mıdır, yoksa açık bir pozisyon mu değerlendiriyoruz?”
-
Çözümü Değil, Varlığı Gösterin: Görüşmede “nasıl yapılır”ı ve reçeteyi masaya dökmeyin. “Bu sorunu daha önce benzer projelerimde şu yaklaşımla çözdüm. Eğer sizin operasyonunuz için de böyle bir süreç kurgulamamızı isterseniz, kapsamı belirleyip tekliflendirebiliriz” diyerek bedava fikir musluğunu kapatın.
Zamanınız ve yılların getirdiği birikim, kimsenin can sıkıntısını gidereceği ya da bedavaya danışmanlık devşireceği birer hobi alanı değildir. Sizin donanımınızı ölçecek terazisi olmayanların merakını doyurmak zorunda değilsiniz.